İstanbul'da Ayasofya Müzesi ile Sultanahmet Camii arasında yer alan Türk hamamı; Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan'a 16. yüzyılda (1556 – 1557) Aya Sofya'nın yanına, 532 yılında tamamen yıkılan tarihi Zeuksippos Banyoları'nın bulunduğu yere inşa ettirilmiştir.

1910 yılına kadar aktif olarak kullanılan hamam, uzun yıllar kapalı kalmıştır. Sultan Ahmet cezaevinin dolu olduğu zamanlarda mahkumların da tutulduğu hamam, dönem dönem kağıt deposu ve benzin deposu olarak da kullanılmıştır. İstanbul’un abidevi eserlerinden olan Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı 1957 – 1958 yıllarında onarılmış ve 2008 yılına kadar kamuya ait halı satış mağazası olarak kullanılmıştır.

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır. Bu hamamda, Türk hamam mimarisinde bir yenilik olmak üzere ilk defa kadınlar ve erkekler kısmı aynı eksen üzerinde yapılmıştır.

 

Üsküdar Meydanı’nda iskelenin karşısında bulunan Sultan III. Ahmet Çeşmesi, 1728 yılında boğazdan gelip geçen yolcuların ihtiyaçlarını görmesi amacıyla, deniz kenarına inşa edilmiş; bugünkü yerine meydan düzenleme çalışmaları sırasında taşınmıştır.

Som mermerden olan III. Ahmet Çeşmesi’nin, III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın birlikte hazırladıkları kitabesi; III. Ahmet’in celi sülüsüyle yazılmış, çeşmenin üzerindeki beyitler dönemin ünlü şairlerinden Nedim, Şakir ve Rahmi tarafından kaleme alınmıştır. S ve C kıvrımların ve bezemelerin bir hayli güçlü olduğu çeşmede, çokgen gövde belli bir yükseklikten sonra kare prizmaya dönüşmekte; çeşmenin çokgen prizma gövdesindeki nişlerin üzerindeki rozetler, çeşmeye farklı bir hava katmaktadır. Çeşmenin Cephe tasarımında kullanılmış vazolardaki lale, gül ve krizantem işlemeler, çeşmedeki sanatsal işçiliğin güzel örnekleri arasında gösterilebilir. Ayrıca; mukarnas, sivri kemer ve palmet gibi çeşmenin diğer mimari güzellikleri çeşmeye göz alıcı bir estetik katmıştır.

Bugün Üsküdar’ın en işlek caddelerinden olan Hâkimiyeti Milliye ve Paşalimanı Caddesi’nin kesiştiği kavşakta kalan çeşme, İstanbul en güzel çeşmelerinden biridir.

 

Arasta el sanatları türünden çeşitli eşyaların satıldığı çarşıdır. İstanbul’da Sultanahmet Camisi’nin hemen arkasındaki Torun Caddesi’nin kuzey kanadında yer alır. Çarşıda yetmişten fazla dükkân olup; Osmanlı zamanında sipahilerin malzemeleri satılmasından dolayı, Sipahiler Çarşısı olarak da anılmıştır.

Eski Bizans kalıntıları üzerinde, geniş bir onarımdan geçirilerek yapılan Arasta Çarşısı, her iki yanı geleneksel hediyelik halı, kilim, seyahat hatırası, iznik çinileri, boyun atkısı eşya türünden ürünler satan, güzel dükkânlarla dolu dar bir sokaktır. Bu bölgede 1930’lu yıllarda yapılan kazılarda, Bizans Sarayı’na ait mozaikler bulunca, bölgenin saray kompleksine ait olduğu ispatlanmıştır.

1912 yılında çıkan yangınla tahrip olan çarşı, uzun dönem harabe olarak kalmış; son dönemlerde de gecekondu sakinlerince işkâl edilmiştir. 1980’li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, mekân gecekondulardan arındırılarak, restore edilmiştir ve pazar faaliyete sokulmuştur.

 

İSTANBUL'U ROMANTIC HOTEL İLE KEŞFEDİN!

ODALARIMIZ
ONLINE REZERVASYON
KAHVALTI & TERAS
SERVİS
FOTO GALERİ
İSTANBUL HK.
KONUM
BİZE ULAŞIN